Akciğer Kanseri

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplamda en sık görülen  kanser türüdür. Erkeklerde kadınlara göre daha sık olup sık görülmede 1.sıradadır. Kadınlarda da sıklığı artmakta ve birçok ülkede 1. sıraya yükselmektedir. Özellikle uzun yıllar sigara içenler akciğer kanseri için ciddi risk altındadırlar. Ayrıca ailede akciğer kanseri olanlar da da risk artmıştır. Hava kirliliği bu kansere neden olan diğer bir etkendir.

Akciğerdeki bir hücrenin habis oluşuma dönüşmesi ve hızla çoğalarak bir tümör (ur) haline gelmesi ile ortaya çıkar. Bu süreç aylar, yıllar sürebilir Maalesef akciğer kanseri belli bir büyüklüğe ulaşana kadar kendini belli etmez. Bir çok kez, çok büyüyüp,  başka organlara sıçrama yaptığında ancak fark edilebilir.

Temelde 2 tipi vardır; küçük hücreli tipi ve küçük hücreli olmayan tipi; bunların tedavileri ve seyirleri farklıdır. Küçük hücreli olmayanlar da kendi arasında; adenokanser, epidermoid kanser ve büyük hücreli kanser olarak ayrılır.

Hastalık kendini öksürük, balgam, özellikle balgamda kan görünmesi, ağrı, iştahsızlık, kilo kaybı gibi belirtiler ile gösterir. Özellikle balgamda karışık kan görülmesi çok önemli bir bulgudur ve uzun yıllar sigara içen birinde olması şiddetle akciğer kanserini düşündürür.

Akciğer kanserinde tanı koymak için öncelikle radyolojik incelemelere ihtiyaç vardır. Akciğer filmi ve sonrasında bilisayarlı tomografi tetkikleri akciğer kanserini şüphelenmemizi sağlayan akciğerde kitle ve benzeri anormal bulguları gösterir. Hastalığın tam tanısı (adı) konulabilmesi için ise. bronkoskopi denilen burundan girilip nefes yolları içinden tümörün görülerek parça alınması veya akciğerin dış kısmında yerleşen tümörlerde, dışarıdan tomografi altında iğne ile parça alınması gerekebilir.

PET-BT denilen ve vücudumuzdaki kanserli oluşumları gösteren tetkik, hem akciğerdeki oluşumun kanser olup olmadığı, hem de vücudun başka bir yerine metastaz yapıp yapmadığını göstermede çok faydalı bir yöntemdir.

Akciğer kanseri tedavisinde temel tedavi seçenekleri;

-cerrahi (ameliyat tedavisi),

-kemoterapi (ilaç tedavisi),

-radyoterapi (ışın tedavisidir) dir

Hangi hastanın, hangi tedaviden daha çok fayda göreceği, hastalığın ne kadar yayılmış olduğuna, diğer bir ifade ile hangi evrede olduğuna bağlıdır.

Akciğer kanserinde en iyi sonuçlar veren, bu hastalıktan tamamen kurtulma ümidi veren tedavi şekli, cerrahi tedavidir. Fakat sadece erken evrede olan hastalar, yani hastalık göğüs içine ve vücudun diğer bölgelerine yayılmamış (metastaz yapmamış) olan hastalara cerrahi yapılabilir. İleri evrede, ameliyat yapılmasının hastaya bir katkısı olmayacaktır.

Bu nedenle hastalığın tanısı konulduğu zaman, deneyimli ve uzman hekimler tarafından detaylı incelenmeli, ameliyat tedavisinden fayda görecek hasta seçilmelidir.

Ameliyat olabilmesi için hastanın sadece erken evre hastalığı olması yeterli değildir ayrıca genel durumunun, kalp ve nefes kapasitesinin bu ameliyat için yeterli kapasitede olması beklenir. Bu nedenle bazı tetkikler yapılması gerekir. Bazı hastalarda göğüs boşluğu içindeki lenf bezlerine yayılma olup olmadığını ortaya koyabilmek için kanser ameliyatı öncesi küçük bir cerrahi girişim (bakınız ameliyat türleri-mediastinoskopi) gerekli olabilir.

Cerrahi tedaviden kesinlikle fayda göreceği belirlenen hastalar, uygun yaklaşım (ameliyat türü) ile ameliyata alınmalıdırlar. Dünyadaki ileri merkezlerde kullanılan kapalı (videotorakoskopik-VATS) yöntem in hasta için bir çok avantajı vardır (bakınız akcğer ameliyat türleri).

 

Ameliyat sonrası çıkan patoloji raporları sonucu hastaya ameliyat sonrası dönemde gerekir ise, ilave olarak, kemoterapi ve /veya radyoterapi de vermek gerekli olabilir. Bu karar ameliyatı yapan cerrah ile birlikte, medikal onkolog ve radyasyon onkoloğu tarafından ortaklaşa alınır.

 

Erken evre de yakalanabilmiş hastaların ameliyattan sonra büyük bir bölümü bu hastalıktan tamamen kurtulabilmektedir. Ameliyat olamayacak kadar ileri evre hastalığı olanlarda ise yeni kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri ile de hastaların yaşam süreleri önemli oranda artabilmektedir.